Geçmişten gelen bir yankı gibi, on dokuz – yirmi yaşlarımın enerjisinden daha fazla beslenmem gerektiğini hissettiren -o dönemimden bugünüme bir ayna niteliğinde- sohbet etmesi keyifli bir ses dahil olunca hayatıma, bir şeyler tetiklendi bende. Kendimin sahip olduğunu unuttuğum bazı şeyleri hatırlatan bir frekansta yayın yapan kişiyle sohbet etmek demek benim de o frekansı kendimde yayınlayabilmem demekti.. Şaşırdım, onca yıl nasıl olur da böyle sohbet etmemiş olabilirdik.

Tanıdığımı sanmam göz aşinalığından ziyade bazı benzerliklerden geliyormuş, oysa sohbet ederken gerçekten ne kadar da tanımıyormuşum ve yeni tanışıyormuşum gibiydi. Her şeyin zamanlaması ihtiyacımız olanın bizi nasıl bulması gerektiği üzerine planlanmış.

Sohbetin içinde retro eşyalardan, kasetlerden, Walkman, Gameboy, tasolardan bahsederken haftasonu araştırmaya koyuldum; bende neler var, neler kalmış, neler bulabilirim diye. İşte yıllardır arayıp da bulamadığım anahtarlarım oradaydı.

Uzun zaman önce, ki bunun en az on yılı var öyle düşünün. Evimin anahtarlarını kaybetmiştim. Tabi üniversitede olup bir de üzerine kampüste yaşayınca, pek de ihtiyaç olmuyordu…ta ki mezun olup eve dönene kadar. Bundan sonrası, eve giriş çıkışlarım kimin anahtarının olup olmamasına bağlı ve duruma göre erken gelmek, evde kalıp beklemek gibi durumları içeriyordu. Kısacası rahatça giriş çıkış yapabilmemin özgürlüğü anahtardaydı.

Benim kaybettiğim anahtarım ve bulunuşunun ardında eş zamanlılıklarla birlikte benim için uzun süre kapalı kalmış ve açamadığım bir şeyin, artık benim için yeniden ulaşılabilirliğini hissettiğimi söyleyebilirim.

Anahtar kelimesini bu kadar vurguluyorum ama var bir sebebi, şimdi oraya geliyorum.

İşte tam da bu noktada sembollerin diline giriş yapmak istiyorum. Sözlü iletişimimizin dışında rüyalarımızın, bilinçaltımızın, kolektif bilincin sahip olduğu ortak bir dil olan sembollere. Belirli senkronlarla ve hayatımızdaki tekrarlarıyla sembollerin bize anlatmak istediği mesajlar olabilir. Bazen bir yazı, bir koku, bir ses, bir renk bazen de tek bir kelime tıpkı benim anahtar örneğim gibi bir şey sunar ve içsel olarak siz bilirsiniz ne olduğunu. En az bir kez olsun, herkes gördüğü bir rüyadan hatırladığı bir sembolün peşine düşüp neden gördüm bu rüyayı, ya da bana ne anlatmak istiyor deyip, rüya yorumunun peşine düşmüştür diye düşünüyorum.

Şimdi anahtarlara geri dönelim. Anahtar ne işe yarar?

Hepimizin bildiği gibi anahtarların görevi açmak ve kapamak üzerine kuruludur. Korumak istediğimiz, sakladığımız, değerli bulduğumuz, genelde bize ait şeylerin muhafazasında, bir kapı, sandık, kumbara, şimdi günümüzde telefonlarda ve dijital dünyada kullandığımız şifreler ama sonuçta amaç aynı; erişime sahip olmak istediğin şeyi kitlemek ya da açmak istiyorsan bir anahtarın olmalı. Anahtara sahip olanın saklı olana giriş hakkı var; ardındaki bilgiye, eşyaya, paraya, eve, hatta belki bir başkasının kalbine bile…

Peki sembolleri nasıl okuyacağım, ya da nereden bileceğim diyenleriniz olabilir. Zamanla, etrafınızın ne kadar farkında olursanız, nerede ne var dikkatine, an içindeki oradalığınıza ne kadar sahip çıkarsanız zaten örüntüleri ve sembolleri fark etmeye başlayacaksınız. Örneğin bir şeyin kaybolması başka bir şey söylerken, bir şeyin bulunması bambaşka bir şey söyleyecektir.

Belki hatırlarsınız, pek çoğumuz çocukken, size biri bir sır verip kimseye söyleme dediğinde, ağzımıza hayali bir fermuar çekip, kitleyip anahtarı da atardık. Sembollerin dilinin aslında her an hayatımızın bir parçası oluşuna bir örnektir bu. Sırrın güvende, kimselere söylemem, bak kitleyip anahtarı attım bile; sözsüz mesajınız karşı tarafa geçmiş siz de bu sözü mühürlemişsinizdir.

Eminim sizlerin de gerek duygusal, gerek kendiyle ilgili, belki madde düzleminde açamadığı kilitler vardır. Anahtarlarını kaybedenler, kendinden saklayanlar, orada mısınız?

Hayatınızda kutusunu açmadığınız ya da açamadığınız, sakladığınız, belki derinlere gömüp kendinize unutturduğunuz neler var? Artık kutuyu açmanın vakti geldi mi? Söylenmemiş sözlerin, susulan her hecenin, unuttuğunuz ya da kendinize unutturduğunuz kıymetinizin, değerlerinizin, potansiyellerinizin kapısını açma vakti geldi mi?

İçten ve sıcak tavırlarınızı göstermeyi ve hissetmeyi, hiç tanımadığınız bir insana selam vermeyi, belki günaydın demeyi, markette çalışan yükleri taşıyan birine kolay gelsin deyip gülümsemeyi, elinizdeki telefona bakmak yerine göz teması kurarak sohbet etmeyi, trafikteyken sırf bir başkasına kolaylık olsun diye yol vermeyi? En son ne zaman yaptınız bunları? Önceden yapıp da artık yapmadığınız neler var üzerine kilit vurup kapattığınız? Hadi anahtarlarımızı kullanalım mı?

Ben insanlık için samimiyetin, saygının, hoşgörünün, kalpten bir sıcaklığın, selamın, gülüşün, neşenin, dürüstlüğün, ahlakın, erdemin, güven ortamının kilidini açmak istiyorum. Bunlardan bahsedip bunları hatırlayıp öyle davranarak etrafımızda bunları birlikte çoğaltabilir miyiz?

Hadi anahtarları birlikte bulalım ve kilitleri açalım.

İhtiyacınız olan her şeyi açan bir anahtar var!

Sevgiler,

Özge M.

Posted in

Yorum bırakın

Bu sizin yeni siteniz mi? Yönetici özelliklerini etkinleştirmek ve bu mesajı kapatmak için oturum açın
Giriş